Darbe niye olur ?



Bu sorunun cevabı aslında herkesin bildiği kadar basittir, birileri meşru yoldan elde edemedikleri iktidarı gayrı meşru yoldan zor kullanarak elde etmeye çalışırlar ve işte bunun adı darbedir. Bu zor kullanarak elde etme aleni ve dışarıdan geliyorsa buna darbe değil savaş, işgal vs... denir, yok aleni değil ve içeriden geliyorsa buna darbe diyoruz. Biz darbe deyince yalnız askeri darbeleri bilir ve anlarız, fakat aslında darbe illaki askeri olmak zorunda değil. Gayrı meşru yoldan aslında sizin olmayan bir şeyi zor kullanarak elde etmeye çalışmanız darbedir, bu ‘’zor kullanma’’ isterse silah, fiziksel şiddet değilde psikolojik olsun fark etmez. Herhangi bir baskı altında kalmadan sahibinin size vermeyeceği bir şeyi sizin ondan herhangi bir baskı kullanarak elde etmeniz, gasptır, darbedir.



Fakat dedik ya biz genelde darbe derken bir ülkenin kendi askerinin yönetime el koyması olarak anlıyoruz. Peki, askerin yönetime el koyması her zaman gayrı meşru’’ darbe’’midir ? örneğin Osmanlı sonrası sınır komşumuz olan Irak, Suriye, Mısır vs... ülkelere baktığımızda kuruluşlarını Osmanlının yıkılışı olarak alırsak, o tarihten bu yana tam manası ile bir demokrasi veya tam manası ile olmasa da halkın kendi yönetimini seçmesi söz konusu olmamış ki zaten. Evet Irak’ta Saddam darbe yaptı ama ondan önceki de darbe yapmıştı, Suriye de Hafız Esad darbe yaptı ama ondan önceki de yine darbe ile gelmişti, Mısır’da Mübarek darbe yaptı ama ondan önceki de darbe yapmıştı vs..



Yani bu ülkelerin yönetim belirleme usulleri zaten demokrasi değil, bu ülkeler oldu bitti yönetimlerini darbe ile belirliyorlar. O zaman genel adil kıstaslara göre bakıldığında evet bunlar darbe yapmışlardır, fakat seleflerinin hukuku açısından baktığımızda hiçte gayrı meşru değil bunların darbe ile yönetimi ele geçirmeleri. Yani kanaatimce bir girişimin gayrı meşru darbe olarak nitelendirilebilmesi için önceki mevcut yönetimin meşru yollarla seçilmiş olması lazım.



Fakat ben bunlarında temelinde yatan asıl sebebe değinmek istiyorum, insanlar niye darbe yapar niye kendilerine ait olmayan bir şeyi zorla elde etmeye çalışırlar. Sorun burada aslında biz insanlar olarak buna bir çözüm bulamadığımız sürece, bütün söylemlerimiz ve eylemlerimiz havada kalacak ayağı yere basmayacak darbeler bitmeyecektir.



Bu konuda ve aslında bir çok konuda asıl çözüm şudur , insanların kendi meşru yoldan elde ittiklerine razı olmaları, başkasını her türlü varlığına göz dikmemeleri. Kendisini asıl sahip olan, her zerreyi yoktan var eden Allah yerine koymamaları Allah tarafından kendilerine verilmiş olana razı olmaları. Bu yalnız mal, mülk, iktidar elde etme konusunda değil, diğer konularda da böyledir. Örneğin kendini Müslüman olarak tanımlayan bir çok insan, eline fırsat geçse yeryüzünde hiç bir kafir bırakmaz hepsini kılıçtan geçirirler. Hatta kafiri bir yana bırakalım yine İslam dairesi içinde olan fakat kendisi ile aynı düşünmeyen insanlara dahi hayat hakkı tanımayacaktır.
Örneğin bugün biz Müslümanlar Erdoğan Müslüman olduğu ve bizim hoşumuza giden icraatlar yaptığı için ona yapılan darbeyi asla kabul etmiyor gerekirse canımızı veririz diyoruz. Ki bu ülkede darbeler her zaman Müslüman veya muhafazakar kimlikli iktidarlara yapılmıştır. Peki örneğin bugün iktidarda meşru yoldan seçilmiş fakat kemalist bir parti olsaydı ve asker ise bizim taraftan İslami endişelerle iktidara darbe yapmış olsaydı, biz yine karşı çıkıp. ‘’Hayır, biz darbeye taraf değiliz, biz halkın oyları ile seçmiş olduğu iktidarın iş başında olmasından yanayız’’ diyebilecek miydik.
Bence şuan ki Müslümanlara baktığımda bu sorunun cevabı hayır olacaktır, oysa bizim bu durumda da çıkıp halkın oyları ile seçmiş olduğu meşru iktidardan yana olmamız gerekirdi.
Tabi ben kendim Müslüman biri olduğum için Müslümanlar üzerinden bunu söylüyorum, yoksa bu sorun Müslümanların değil insanların sorunu, fakat biz Müslümanlar olarak dünyaya adalet getirme iddiasında olduğumuz için. Bizim bu konuda diğer insanlara nazaran sorumluluğumuz çok daha büyüktür.
Allah , yoktan var etmiş sayılamayacak kadar nimetlerle donatmış ve her daim nimet vermeye devam ettiği bir insan çıkıp haşa Allah'a küfrediyor, Allah yine de ona bütün nimetlerini veriyor suçunun cezasını kesmiyor. Fakat bunun yanında diğer insanlar bir yana kendi yaratılışında dahi zerre payı olmayan, hatta her an almış olduğu nefeste dahi payı olmayan insan. Diğer insan kendisinden farklı düşündüğü ve farklı olduğu için ona tahammül edemiyor hakaret ediyor elinden gelse bir kaşık suda boğmak istiyor. İşte bunu bilmemiz anlamamız lazım ki, bizim hiç bir insan üzerinde, bizim veya diğer insanların özeline müdahale etmedikleri sürece en ufak bir müdahale hakkımız yok. Müdahale etme hakkı sadece her zerreyi yoktan var etmiş olan Allah'a aittir, onunda yine kendi beyanı ile yargılamayı burada değil ahirette yapacağını biliyoruz.
O halde çözüm kendi payına razı olmak, arttırmak için sadece meşru yollara başvurmak bizim hayatın her anında ilkemiz olmalı.
 
Selam iyilerin üzerine olsun.
 
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

film izle tofaş aksesuar Joyetech Türkiye